Tiroid Bezi / Guatr

 

Tiroid bezi vücudun neresindedir? Görevi nedir?

Tiroid bezi boynun ön tarafında adem elması olarak adlandırılan kıkırdağın hemen altında ortadan bitişik olarak sağ ve sol parçaları olan endokrin (hormon yapan) organdır. Şekil olarak kelebeğe benzetilebilir. Lob olarak adlandırılan sağ ve sol parçaları vardır. Yaklaşık olarak yükseklikleri 4 cm ve genişliklileri 2 cm kadardır. Tiroid bezinin görevi tiroid hormonu adı verilen hormonu sentezleyerek dolaşıma vermektir. Tiroid hormonu kan dolaşımı ile tüm vücuda yayılarak etkisini gösterir.

Tiroid hormonunun etkileri nelerdir?

Tiroid hormonu vücuttaki tüm hücreleri etkileyebilen bir hormondur. Hücrelerin fonksiyonlarını düzenleyici rolü vardır. Eksikliğinde tüm metabolizmada bir yavaşlama, aksine fazla olduğunda da bir hızlanma görülür. Her iki durum da organizma için olumsuz sonuçlar doğurur. Kandaki tiroid hormonu seviyelerinin normalden az olması durumuna hipotiroidi (Bkz. Hipotiroidi) fazla olmasına durumuna da hipertiroidi (Bkz. Hipertiroidi) denir. Bu durumlar uygun şekilde tedavi edilmediklerinde kişilerde çeşitli rahatsızlıklara hatta tiroid komaları denilen yaşamı tehdit eden durumlara yol açabilir.

Tiroid bezinin hangi hastalıkları vardır?

Tiroid bezi hastalıkları birkaç başlıkta toplanabilir.

  • Fonksiyon bozukluğuna bağlı hastalıklar; Az hormon sentezlemesine bağlı hipotiroidi, aşırı hormon sentezlemesine bağlı hipertiroidi.

  • Tiroid bezinin tümörleri; İyi huylu tümörleri, kötü huylu tümörleri.

  • Tiroid bezinin iltihabi hastalıkları; Kronik (uzun süreli) iltihabi hastalıkları, akut (kısa süreli) iltihabi hastalıkları, subakut (orta süreli) iltihabi hastalıkları

  • Tiroid bezinin boyutu ile ilgili hastalıkları; Tiroid bezi boyutunun artması (Guatrlar), tiroid bezinin küçülmesi.

  • Tiroid bezinin doğumsal hastalıkları; Tiroid bezinin gelişmemiş olması, tiroid bezinin doğumsal olarak fonksiyon gösteremiyor olması.

Guatr ne demektir?

Tiroid bezinin normal boyutundan daha büyük olması durumuna guatr denir. Tiroid bezinin fonksiyonunu göstermez. Az, çok veya normal çalışıyor olabilir. Guatrlı tiroid bezi içerisinde nodülleri ile birlikte olabileceği gibi nodülsüz guatr da olabilir. Tiroid bezi büyümesi genellikle göz ile dışardan bakılınca farkedilir veya hekim tarafından elle muayene sırasında veya ultrasonografi ile saptanabilir. Tiroid bezinin çok sayıda hastalığı bezde büyümeye yani guatra sebep olabilir. En sık guatr sebebi iyot eksikliğidir. Bir toplulukta iyot içeriği zengin besin tüketimi yeterli değil ise o toplulukta yüksek oranda guatr görülür. Bu duruma “endemik guatr” adı verilir.

İyot eksikliği ne gibi sorunlara yol açar?

İyot eksikliği uzun süreli olduğunda tiroid bezinde büyüme yani guatr gelişir. İyot eksikliği olan kişilerde tiroid nodülü gelişme olasılığı daha yüksektir. Yıllar içerisinde bu nodüllerde kontrolsüz tiroid hormonu yapımı yani zehirli nodüler guatr gelişme olasılığı vardır. Gebelik döneminde iyot eksikliği fetüs gelişimini olumsuz etkileyebilir. İyot eksikliği olan gebelerde erken düşük, erken doğum olasılığı artar. Yapılan araştırmalarda iyot eksiliği olan toplulukların genel ortalama zeka düzeylerinin daha düşük olduğu gösterilmiştir. 

İyot gereksinimi nasıl anlaşılır ve eksiklik nasıl giderilir?

İyot denizde bol, toprakta ise az bulunan bir elementtir. Deniz ürünü yeterince tüketilmediğinde günlük iyot gereksiniminin karşılanabilmesi zordur. Yeterli deniz ürünü tüketmeyen toplumlarda genellikte tuzlar iyottan zenginleştirilmiştir. Böylelikle iyot eksikliği sorunu büyük oranda çözülür. İyot eksikliği kan ve idrar ölçümleri ile kolay tespit edilemez. Herkese iyottan zengin besin tüketimi ve iyotlu tuz kullanımı tavsiye edilir. Hamilelikte iyot gereksinimi belirgin arttığı için besinler dışında ayrıca iyot içeren ilaç takviyesi alınması tavsiye edilir (Bkz. Hamilelikte tiroid).

Tiroid hormon tetkikleri ile ilgili neleri bilmek gerekir?

En sık kullanılan tiroid testleri kan örneğinde TSH, serbest T4, serbest T3 seviyelerinin ve tiroid antikorlarının ölçülmesidir. Bu testler içerisinde tiroid bezinin fonksiyonunu en hassas gösteren tetkik TSH seviyesinin ölçümüdür. Serum TSH seviyesinin yükselmesi kanda tiroid hormonu yetersizliğinin, serum TSH seviyesinin çok düşük olması da tiroid hormonu fazlalığının göstergesidir. TSH adlı hormon beyinden salgılanan ve tiroid bezinin çalışmasını kontrol eden hormondur. Tiroid hormonu kanda azalmaya başladığında ilk olarak beyinden TSH salgılanması artar ve tiroid hormon seviyesi normalin altına inmeden önce kandaki TSH seviyesi yüksek bulunur. Yani tiroid hormonu yetersizliği durumunun erken dönemlerinde ilk olarak serum TSH seviyesinin yüksek olduğu görülür. Tiroid hormonu artışı olduğu durumda da tersi söz konusudur. İlk olarak serum TSH seviyesi normal sınırların altına iner.

Tiroid antikorlarının anlamı nedir?

Antikorlar vücudu korumak üzere kan hücreleri tarafından yapılan moleküllerdir. Vücudumuzun savunmasında önemli rolleri vardır. Bazı kişilerde ise yabancı maddelere veya mikroplara karşı değil vücudun kendi hücrelerine karşı antikorlar yapıldığı görülür. Bunlara otoantikorlar adı verilir. Otoantikorların neden oluştuğu bilinmemektedir. Tiroid hücrelerine karşı oluşan otoantikorlar en sık rastlanılan otoantikorlardır. Otoantikor yapımı genellikle süreklidir ve otoantikor yapımını durduracak bir tedavi henüz geliştirilememiştir. Bu antikorlar tiroid hücreleri ile reaksiyona girerler ve tiroid bezinin fonksiyonunu bozarak hipotiroidiye (Bkz. Hipotirodi) yol açabilirler. Hipotiroidi genellikle yıllar süresince çok yavaş gelişir. Tiroid otoantikoru saptanan her kişide hipotiroidi gelişeceği anlamına gelmez. Tiroid otoantikoru saptanan kişilerin büyük çoğunluğunda hipotiroidi gelişmez.

Tiroid bezini en iyi gösteren görüntüleme yöntemi hangisidir?

Tiroid bezi ultrasonografi, sintigrafi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans veya pozitron emisyon tomografisi denilen yöntemlerle görüntülenebilir. Hepsi farklı özellikler göstermekle birlikte en sık kullanılan ve tiroid bezininim morfolojisini en iyi gösteren görüntüleme yöntemi ultrasonografidir. Diğer yöntemler çok daha pahalı, radyasyonu daha fazla ve genellikle daha yetersiz bilgi verir. Konusunda uzman hekimlerin yaptığı ultrasonografi ile hem tiroid bezinin dokusu hakkında hem de varsa nodüllerinin yapısı hakkında oldukça güvenilir bilgi alınabilir. Diğer görüntüleme yöntemlerinin yapılmasına sıklıkla gerek kalmaz.

Tiroid sintigrafisi nasıl bir görüntüleme yöntemidir?

Tiroid sintigrafisi denilen yöntemde tiroid hücrelerinde yoğun olarak tutulan radyasyanla işaretli bir molekül damardan verilir ve bir süre sonra tiroid bezi üzerindeki radyasyonun oluşturduğu aktivitenin filmi çekilir. Böylelikle tiroid bezinin yapısı hakkında, hem de aktivasyonunun bezin hangi kısımlarından geldiği konusunda bilgi sahibi olunmuş olur. Verilen radyasyon çok düşük doz radyasyondur. Gebelikte kesinlikle uygulanmaz.

 

Tiroid Nodülü

 

Nodül ne demektir?

Tiroid bezi içinde gelişmiş, tiroid bezinin normal yapısından farklı bir dokudur; yani tiroid dokusunun tümörüdür. Bu tümörlerin büyük çoğunluğunun büyüme ve yayılma potansiyeli çok düşük olduğundan ve yıllarca değişmeden kaldığından nodül (yumru) olarak adlandırılırlar. Hücresel özellikleri farklılıklar gösterir. Esas olarak iyi huylu veya kötü huylu (tiroid kanseri) olması önemlidir. Ayrıca tiroid bezinin fonksiyonunu bozup bozmadığı, çevresindeki dokulara baskı yapıp yapmadığı önemlidir.

Nodül bir çeşit kanser midir?

Tümörlerin yayılma olasılığı olanlarına kanser adı verilir. Tiroid nodüllerinin çoğu yayılma özelliği göstermez ve iyi huylu tümörler olarak adlandırılır. Tiroid kanserleri tüm nodüllerin % 3-5 kadarını oluşturur.  Nodüllü bir tiroid hastasında tiroid kanseri olma olasılığı çok düşük olmakla birlikte bu olasılığın göz ardı edilmemesi gerekir. Bu nedenle tiroid nodüllü hastaların laboratuar ve ultrasonografi ile değerlendirilmesi dışında sıklıkla ince iğne biyopsisi ile hücresel inceleme gerekir (Bkz. Tiroid biyopsisi).

Hangi tip nodüller kanserdir?

Nodülün büyüklüğü, büyüme hızı, kıvamı gibi özellikleri veya hastanın yaşı, cinsiyeti, ailede kanser olması gibi özellikler nodülün kanser olup olmaması konusunda ayırt edici özellikler değildir. Kan tetkikleri ile de tiroid kanseri tanısı koymak mümkün değildir. Görüntüleme yöntemleri olarak sintigrafi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans gibi yöntemler tanı koymada hassas yöntemler değildir. Tiroid nodüllerine tanı koymada en hassas görüntüleme yöntemi ultrasonografidir. Tecrübeli bir hekimin yapacağı ultrasonografik değerlendirme ile sıklıkla ön tanı konulmakla birlikte tiroid biyopsisi tanı doğrulanmalıdır. Tiroid biyopsisi ile ayrıca hangi tip kanser olduğu saptanmalı ve tedavisi ona göre planlanmalıdır.

  

Nodülün büyük olması kanser olduğunu mu gösterir?

Tiroid nodülünün boyutu ile tiroid kanseri olasılığı arasında anlamlı paralellik yoktur. Çok küçük nodüller kanser olabileceği gibi, büyük nodüller de sıklıkla kanser değildir. Küçük nodüllerde olduğu gibi büyük nodüller de ultrasonografik ve histolojik özellikler incelenerek göre tanı konulur. Çok küçük (<0.5 cm) nodüllerde biyopsi ile yeterli materyal alma olasılığı düşüktür ve genellikle biyopsi yapmadan izleme alınırlar.

Tek nodülün daha sık kanser olduğu doğru mudur?

Tiroid bezinde tek büyük bir nodül olması durumunda kanser olasılığının daha fazla olduğunu ileri süren çalışmalar olmakla birlikte daha sonra yapılan çok sayıda çalışma ile bu sav doğrulanmamıştır. Tiroid bezi içinde tek veya çok sayıda nodülün olması iyi huylu veya kötü huylu olduğu anlamına gelmez. Ayrıca tek nodül olarak değerlendirilen hastalar ultrasonografik olarak hassas bir şekilde değerlendirildiğinde pek çok hastada nodülün tek olmadığı görülmüştür. İstatistiki bazı verilerin tanıda kullanılması doğru değildir. Mutlaka hücresel tanı gerekir.

Kistik nodül ne demektir?

Nodül içi sıvı ile dolu ise kistik olarak yorumlanır. Ultrasonografi ile kolayca tanınır. Nodül içi tamamen hücre ile dolu olduğunda solid nodül tanımlaması yapılır. Karma yapılar ise mikst olarak adlandırılır. Kistik nodüllerde kanser olasılığı çok azdır. Nodül tamamen kistik ise (pürkistik) hücresel bir yapı göstermiyorsa iyi huylu olarak kabul edilebilir. Buna karşın nodülün solid olması tiroid kanseri olduğunu göstermez. Nodüllerin çok büyük kısmı solid veya kistik kısımları olan solid nodüllerden oluşur ve çoğunluğu iyi huyludur.

Sıcak veya soğuk nodül ne demektir?

Tiroid bezi içindeki nodüller hormon üretimi yapıyor ise sıcak olarak, hormon üretimi yapmıyorsa ılık veya soğuk olarak isimlendirilir. Bir nodülün sıcak, ılık veya soğuk olduğu tiroid sintigrafisi denilen görüntüleme yöntemi ile anlaşılır. Hormon üretimi yapan sıcak nodüller hemen her zaman iyi huylu nodüllerdir. Ancak tiroid nodüllerinde sıcak nodül olasılığı düşüktür. Nodülün soğuk veya ılık olması ise nodülün iyi veya kötü huylu olduğu konusunda fazla fikir vermez. Nodüllü her hastanın sintigrafi çektirmesi gerekmez. Çünkü sadece nodülün sıcak olduğu gösterildiği durumlarda tanıda bu yöntemin bir yararı olur. Pahalı ve radyasyon uygulanan bir yöntemdir. Bu nedenle sadece nodülü hormon üretme olasılığı olan, serum tiroid hormon düzeyleri yüksek nodüllü hastalarda tiroid sintigrafisi çekimi yapılır.

Yıllardır var olan ve şekil değiştirmeyen bir nodülün iyi huylu olduğu kesin midir?

Hayır. Çünkü tiroid kanserleri yayılma özelliği yavaş kanserlerdir. Tedavi edilmeseler bile, yayılmadan hatta büyümeden yıllarca sadece tiroid bezi içinde kalabilirler. Yıllar içerisinde yayılma göstermemiş olmaları kanser olmadıkları anlamına gelmez. Tedavi edilmediklerinde daha sonraki yıllarda lenf bezi, akciğer, kemik veya beyin gibi diğer organlara yayılmış olarak karşımıza çıkabilirler. Bu nedenle her nodül kanser olma olasılığı yönünden değerlendirilmeli, tiroid kanseri şüphesi olanların uygun şekilde tedavileri yapılmalıdır (Bkz. Tiroid kanserleri).

Tiroid nodülünde ne zaman ameliyat önerilir?

Tiroid nodülünde operasyon önerisi esas olarak tiroid kanseri olasılığı yüksek ise yapılır (Bkz. Tiroid ameliyatı). Ultrasonografik değerlendirme ve tiroid biyopsisi sonucunda nodülün kanser olduğu düşünülürse ve yayılma potansiyeli varsa en etkin yöntem cerrahi tedavidir. İyi huylu nodüllerde ise öneri genellikle izlemdir. Bu nodüller seyrek aralıklarla muayene edilirler ve tiroid hormon testleri, ultrasonorafi ile değişiklik olup olmadığı izlenir. Tiroid kanseri olasılığı dışında nodülün kitle etkisi ile oluşan ses kısıklığı, yutma güçlüğü gibi baskı bulguları varsa tiroid nodüllü hastada operasyon önerilir. Hormon üreten nodüllerde sıklıkla tercih edilen yöntem olan radyoiyod tedavisinin alternatifi olarak cerrahi tedavi önerilebilir (Bkz Radyoiyod tedavisi). Diğer bir operasyon endikasyonu hastanın estetik kaygıları nedeni ile operasyon istemesidir.

İyi huylu tiroid nodülleri ilaç tedavisi ile iyileştirilemez mi? Küçültülemez mi?

Tiroid nodüllerini ortadan kaldıracak etkin bir ilaç tedavisi yoktur. Nodülü küçültmek amacı ile çeşitli ilaç tedavileri daha önce kullanılmış ancak etkinliklerinin çok az olması yanında nadir de olsa yan etkilerinin görülmesinden dolayı artık günümüzde önerilmemektedir. Tedavi almayan hastaların nodüllerinde zaten sıklıkla büyüme olmaz. Bu nedenle iyi huylu nodüllü hastalarda nodülü küçültmek amacı ile tedavi verilmez. Nodüle yönelik ilaç tedavisi olmadığı gibi bilinen hiçbir diyet önerisi ile nodülün küçülmesi üzerine olumlu etki gösterilememiştir. Yıllar içerisinde nodülde veya tiroid bezi fonksiyonunda değişiklik olup olmadığı izlenir.

İzleme alınan hasta hangi tetkikleri ne sıklıkta yaptırmalıdır?

Tiroid nodüllü hastanın izlem sıklığı hastaya göre değişir. Hastaların büyük kısmında yıllar içerisinde hiçbir değişiklik olmaz. Genellikle 6-12 ay aralıklarla yapılan muayene, serum tiroid hormonları ölçümü ve ultrasonografi kontrolü yeterlidir. Nadiren tiroid nodül biyopsisinin tekrarlanması gerekli olabilir.

 

Tiroid Biyopsisi

 

Tiroid biyopsisi hangi durumlarda gereklidir?

Tiroid biyopsisi, mikroskop altında hücrelerin incelenmesi amacı ile tiroid bezi içinden materyal alınmasıdır. Cilt kesisi yapılarak veya kalın iğnelerle tiroid dokusunun alındığı bir yöntem değildir. Hemen her zaman ince iğneler ile ve tiroid nodülü için yapılır. Tiroid nodüllerinin iyi veya kötü huylu ayırımında en hassas yöntemdir (Bkz. Tiroid nodülü). Nodül dışındaki hastalıklarında kullanımı oldukça nadirdir. Tiroid bezinin iltihabi, mikrobik veya diğer hastalıklarında genellikle diğer laboratuar yöntemleri ile tanı konulduğu için tiroid biyopsisi çok nadiren gerekli olur. Tiroid biyopsisi bazen tanı için değil büyük kistlerin boşaltılması amacı ile de uygulanır. Bu tür nodüllerde genellikle kısa sürede sıvı tekrar dolar.

Biyopsi öncesi hastanın yapması gerekenler nelerdir?

Hastanın tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisine hazırlık için özel bir hazırlık yapması gerekmez. Aç veya tok karnına uygulanabilir. İnce iğne biyopsileri öncesi aspirin gibi kan sulandırıcı ilaçların kesilmesi gerektirmez. Pıhtılaşmayı önleyici ilaçlar kullanan hastalarda tiroid biyopsisi kanama riski oluşturabilir. Biyopsi öncesi dönemde tiroid ile ilgili ilaçların kullanımında değişiklik yapılmasına gerek yoktur.   

Tiroid biyopsisi hangi koşullarda uygulanır?

Poliklinik koşullarında uygulanabilen bir yöntemdir. Ultrasonografi eşliğinde yapılmalıdır. Kişi sırtüstü muayene masasına yatırılır. Omuz altına destek verilerek boynun öne doğru belirginleşmesi sağlanır. Ultrasonografi eşliğinde enjektör ucuna takılmış bir iğne boyun bölgesine batırılarak tiroid bezindeki şüpheli nodülün içine girilir. Piston geri çekilerek içinde hücreler bulunan materyal enjektöre çekilir. Bu işlem bir nodüle birkaç kez uygulanabileceği gibi, birkaç nodüle de uygulanabilir. Sıklıkla yapılmakla birlikte bölgesel anestezi gerekli olmayabilir. Biyopsi sırasında kesi veya dikiş yapılmaz.

Biyopsi ağrılı mıdır?

İğne ağrısı vardır. Oluşan ağrı koldan kan alınırken oluşan ağrıya benzer. Biyopsi sırasında kullanılan iğneler kan alınması sırasında kullanılan iğnelere göre daha ince uçlu iğnelerdir. Boyun bölgesi ağrı konusunda çok hassas bir bölge değildir. Bölgenin uyuşturulması gerekmeden biyopsi yapılabilir. Ancak alınan yeterli miktarda hücre içerebilmesi için girişim genellikle birkaç kez yapılmaktadır. Bu nedenle hastanın konforu açısından sıklıkla enjeksiyon bölgesinin lokal anestezisi tercih edilir.

Biyopsi sırasında ve sonrasında hastanın dikkat etmesi gerekenler nelerdir?

Biyopsi sırasında hasta sırtüstü hareket etmeden yatar. Tek yapması gereken enjeksiyon sırasında iğne tiroid bezi içine batırılmış durumda iken konuşmamak, yutkunmamaktır. Aksi halde kanama riski oluşur. Oluşabilecek kanama cilt altına kanamadır. Boyun bölgesinde şişlik, morluk oluşturabilir. Birkaç gün içerisinde kendiliğinden dağılır. Hasta açısından diğer bir olası sorun işlem bittikten sonra ayağa kalkınca oluşabilecek baş dönmesidir. Biyopsi bölgesinden beyne giden damarlar geçtiği için biyopsi sırasında uygulanacak baskı nedeni ile aniden ayağa kalkma durumunda geçici bir baş dönmesidir. Bu nedenle aniden ayağa kalkmamalı önce yatakta oturulup beklenmeli her hangi bir yakınma yoksa daha sonra yataktan inerek ayağa kalkmalıdır. Biyopsi sırasında yapılan iğne giriş deliklerini kapatan bant 15-20 dakika sonra alınabilir. Yıkanma veya yeme ile ilgili olarak hiçbir kısıtlama yoktur. Biyopsi sonrası mikrop kapma olasılığı çok düşüktür.

Biyopsi sonrası köyü huylu tümörlerin yayılma olasılığı var mıdır?

Çok geniş çaplı araştırmalarda böyle bir olasılık görülmemiştir. Tiroid bezi kanserlerinin iğne biyopsisi ile yayılma göstermedikleri kanıtlanmıştır.

Biyopsi ile nodülün kanser olup olmadığı kesin olarak söylenebilir mi?

Tiroid biyopsisi ile yapılan sitolojik tetkiktir. Yani sadece hücreler incelenir. Bu biyopsilerde doku yoktur. Doku olmadığı için iğne biyopsisi ile doğru tanı olasılığı % 100 değildir. Yine de tiroid kanserlerinin iğne biyopsisi ile tanı olasılıkları çok yüksektir. Tiroid biyopsi raporları 4 ana başlıkta toplanabilir. 1. İyi huylu, 2. Kötü huylu, 3. Şüpheli, 4. Yetersiz materyal. Tiroid kanseri denilen olgularda kanser olasılığı % 95’in üzerinde iken, kanser değil diye raporlanan olgularda % 3’ün altında da olsa kanser olma olasılığı olduğu unutulmamalıdır. Şüpheli olarak raporlanan biyopside kanser olasılığı değişkendir.

 Şüpheli olarak raporlanmış biyopsi sonucunda kanser olasılığı ne kadardır?

Tiroid biyopsisi sonuçlarında en önemli sorun hücresel özelliklerin iyi huylu veya kötü huylu olarak raporlanabilmesi için kesinlik göstermeyebilmesidir. Bu durumlarda patolog biyopsi sonucunu şüpheli olarak raporlar. Bu lezyonların büyük çoğunluğu iyi huylu olmakla birlike kötü huylu olma olasılığı gözlenen sitolojik özelliklere göre değişir. Bu durumlarda klinik, laboratuar ve ultrasonografi özelliklerine göre tedaviye hekim karar verir. Karar bazen biyopsiyi tekrarlamak, bazen başka bir patolog görüşü almak, bazen de klinik ve diğer bulgulara göre tedavi kararı olabilir.

Yetersiz materyal ne demektir?

Tiroid biyopsisi raporlarında diğer bir sorun “yetersiz materyal” olarak verilmiş sonuçlardır. Patolog alınan biyopsi materyali içerisinde karar verebilmek için yeterli tiroid hücresi görememiş demektir. Küçük nodüllerde, içeriği sıvı olan nodüllerde bu tür sonuç alınma olasılığı yüksektir. Bu durumda genellikle biyopsinin tekrarlanması gerekir. Nadiren ultrasonografik özelliklerine göre biyopsi gerekmeden izlem yapılabilir.

Hangi durumlarda biyopsinin tekrar yapılması gerekir?

Patoloji rapor sonucuna göre biyopsi tekrarı gerekli olabilir. Biyopsi yapıldıktan sonra tekrar biyopsi gereken en sık durum yetersiz materyal olarak değerlendirilen patoloji raporlarıdır. Biyopsi tekrarına karar verilirse birkaç hafta geçtikten sonra biyopsinin yapılması patolojik değerlendirme için daha sağlıklı olur. Bu sürenin 2-3 ay olması gerektiğini söyleyen çalışmalar vardır. Kötü huylu olduğu düşünülen nodüllerde karar genellikle operasyondur ve biyopsi tekrarı gerekmez. İyi huylu olduğu düşünülen nodüllerde ise karar genellikle izlemdir. Patoloji raporu şüpheli olarak raporlanmış hastalarda verilecek kararlardan birisi de tekrar biyopsi olabilir. Hekim klinik, laboratuar ve ultrasonografik özelliklerine göre hastaya öneride bulunur.

İyi huylu nodüllerde biyopsi ne sıklıkla yapılması gerekir?

Bu nodüllerde belirtili aralıklarla tekrar biyopsi gerekir diye bir kural yoktur. Yıllar içerisinde biyopsi tekrarı nadiren gerekir. Nodül boyutunda anlamlı değişiklik olması durumunda veya ultrasonografik özelliklerinde anlamlı değişiklik olması durumunda tiroid biyopsisi tekrarlanmalıdır. Değişiklik görülmeyen nodüllerde sadece klinik ve laboratuar bulguları ile izlem yeterlidir.

 

Tiroid Kanseri

 

Tiroid kanserinin belirtileri nelerdir?

Tiroid kanserinin en önemli belirtisi boyunda tiroid bezi üzerinde fark edilen şişliklerdir. Nodül olarak adlandırılan bu yapılar çoğunlukla iyi huylu tümörler olmasına karşın % 3-5 oranında tiroid kanseridirler. İyi huylu nodül ile tiroid kanserini klinik olarak ayırt etmek sıklıkla mümkün değildir. Tiroid kanserli hastalarda da iyi huylu nodüllerde olduğu gibi genellikle boyunda şişlik dışında bir belirti gözlenmez. Nodülün büyüklüğü, hassasiyeti gibi lokal özellikler çok sıklıkla her iki durumda da farklı değildir. Tiroid kanserli hastalarda ateş, bulantı kusma, nefes darlığı, çarpıntı, kilo kaybı gibi belirtiler hemen hiçbir zaman bulunmaz. 

Tiroid kanseri kan tetkikleri ile saptanabilir mi?

Aslında tiroid kanserinin kandaki belirteci olarak adlandırılan bazı kan tahlilleri vardır. Serum tiroglobulin ölçümü olarak adlandırılan test tiroid kanseri nedeni ile ameliyatla tiroid bezi tamamen çıkarılmış kişilerde kanserin tekrarlama olasılığını saptamak amacı ile kullanılan bir testtir. Tiroid bezi çıkarılmamış kişilerde ise kanser dışında çok farklı nedenlerle de kandaki tiroglobulin seviyesi yüksek bulunabilir. Bu nedenle nodülü olan hastalarda tiroid kanseri olasılığını değerlendirmek için serum tiroglobulin seviyesi ölçümü yapılmaz.

Tiroid biyopsisi ile tiroid kanseri tanısı konmuş birisinde cerrahi yerine atom tedavisi uygun olur mu?

Tiroid kanserinde atom tedavisi adı verilen radyoiyod tedavisi ameliyat sonrası geride kalan hücreleri ortadan kaldırmak için uygulanan tedavidir (Bkz. Radyoiyod tedavi). Tiroid kanserinin en etkin tedavisi olan cerrahi tedaviye yardımcı bir tedavi şeklidir. Cerrahi tedavinin yerini hiçbir şekilde alamaz. Cerrahi tedaviden önce yapılacak atom tedavisinin etkinliği olmaz. Boyun bölgesinde ve hatta vücudun başka bölgelerinde yaygın olarak kanser hücreleri bulunsa bile olabildiğince cerrahi tedavi ile bu dokuların temizlenmesi temel tedavi şeklidir. Sonrasında etkinliği artırmak için radyoaktif iyot tedavisi uygulanır.

Tiroid ameliyatı sonrası tiroid kanseri tanılı bir kişiyi nasıl bir tedavi süreci beklemektedir?

Tiroid kanserinin en etkin tedavisi cerrahi tedavidir. Cerrahi ile kanserli doku dışında tüm tiroid bezi ve varsa tutulmuş lenf bezlerinin tamamı çıkarılır. Cerrahi sonrası tümörlü dokular tamamen temizlenmiş ise hastalık büyük oranda küratif olarak tedavi edilmiş kabul edilebilir (Bkz. Tiroid ameliyatı). Bu durumda hastalık nadiren tekrarlayabilir. Tekrarlama olasılığını en aza indirmek için gerekli görülen olgularda radyoiyod tedavisi (Bkz. radyoiyod tedavisi) uygulanır. Hastalarda genellikle tiroid bezinin tamamı çıkarıldığı için ömür boyu tiroid hormonu tedavisi almaları gerekir. Bu tedaviden başka ilaç tedavisi genellikle gerekli değildir. Hastaların tiroid hormon seviyelerinin kontrol edilmesi yanında kanserin tekrarlama olasılığına karşı kan tetkikleri, boyun ultrasonografi ve diğer görüntüleme yöntemleri ile izlemleri ömür boyu sürdürülür. Tekrarlama görüldüğü durumlarda en etkili tedavi şekli yine cerrahi ile tümörün temizlenmesidir. Cerrahi ile tamamı temizlenemeyen olgularda tedavi yaklaşımları farklılıklar gösterir.

Tiroid kanseri tanısı ile ameliyata girmemiş ancak sonrasında tiroid kanseri saptanmış bir kişide tiroid cerrahisi yeterli midir?

Tiroid kanseri cerrahisinde en gerekli yaklaşım total rezeksiyon yani tiroid bezinin tamamının çıkarılmasıdır. Sadece kanserli doku değil tüm tiroid dokusu çıkarılır. Tiroid kanserli hastalarda çevredeki lenf bezlerinde kanser tutulumu nadir değildir. Bu nedenle tiroid nodüllü bir hasta operasyona girmeden önce tiroid kanseri olasılığı çok iyi değerlendirilmeli, olası bölgesel lenf bezi tutulumları net olarak saptanmalıdır. Bulgulara göre ne genişlikte bir ameliyat olacağı ameliyat öncesi belirlenmelidir. Tiroid kanseri olasılığı düşünülmeden tiroid operasyonu yapılmışsa ve tiroid kanseri tanısı ameliyat sonrası konmuşsa hasta ayrıntılı tekrar değerlendirilmelidir. Hastalığının durumuna uygun ameliyat olmadığına kanaat getirilirse tekrar operasyona alınmalıdır. Bu ameliyat ile kalan tiroid dokusunun tamamı çıkarılmalı, varsa tutulmuş bölgesel lenf bezleri temizlenmelidir.

Tiroid bezinin tamamının ameliyatla çıkarılması sonrası neden atom tedavisi gerekmektedir?

Tiroid kanserinin tekrarlamasını önlemek için temel hedef vücuttaki tüm tiroid hücrelerini ortadan kaldırmaktır. Bu amaçla radyasyonla işaretli iyot verilerek ameliyat sırasında gözle görülemeyen veya tam olarak temizlenemeyen tiroid hücrelerinin radyasyon etkisi ile yok olması sağlanır (Bkz. Radyoiyod tedavisi). Bu tedavi tüm tiroid kanserli hastalarda uygulanması gerekmez. Kime, hangi dozlarda verileceğine hastanın hekimi karar verir.

Bu tedaviler sonrasında tiroid kanserinde başarı beklentisi nasıldır?

Tedavi başarısı olarak hastaların yaşam süresi ve belli süreler sonrasında hastalığın tekrarlamama oranları ele alınır. Tiroid kanserli hastalarda bu oranlar çok yüksektir. İlk tedavi sonrasında hastalık kontrol altına alınan hastalarda hastalığa bağlı ölüm oranı yok denecek kadar azdır. Bu hastalarda hastalığın tekrarlama olasılığı da çok düşüktür. Başlangıçta yaygın metastazları olan hastalarda bile yaşam beklentisi çok iyidir. İlk tedavilerinin başarılı bir şekilde yapılmış olması yanında, sonraki takip ve tedavilerinin düzenli yapılması başarı yüzdesinin artışında en önemli faktördür.

Ameliyat ve radyoiyod tedavisi sonrası doktor kontrollerinde neler yapılmaktadır?

Hastanın mutlaka tiroid hormonu tedavisi alması gerekmektedir (Bkz. Tiroid hormonu tedavisi). Doktor kontrollerinde düzenli olarak ilaç tedavisinin yeterli olup olmadığı kontrol edilmelidir. Ayrıca kan tetkiklerinde tiroglobulin denilen tetkik yapılarak kanserin tekrarlayıp tekrarlamadığı araştırılır. Kanserin tekrarlamasının araştırılmasında diğer önemli tetkik ultrasonografik olarak boyun bölgesinin değerlendirilmesidir. Bunların dışında hastanın bulgularına göre gerekli görüldüğünde I-131 tüm vücut tarama sintigrafisi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans, PET/CT gibi görüntüleme yöntemleri yapılması gerekebilir.

Tiroid kanserinin tekrarı durumunda hangi belirtiler olur?

Tiroid kanseri hızlı gelişen bir kanser değildir. Hastalığın tekrarladığı genellikle hasta ve yakınlarının saptayabileceği belirtiler olmadan doktor kontrollerinde tetkikler ile saptanır. Serum tiroglobulin ölçümü bu amaçla yapılan en hassas tetkiktir. Hastalığın çok erken dönemde saptanmasını ve etkin bir şekilde tedavi edilmesini sağlar. En sık boyun bölgesindeki lenf bezlerinde tekrarlama olur. Bu nedenle düzenli aralıklarla kan tetkikleri ve ultrasonografi yapılması önemlidir. Boyun dışında nadir olmak üzere akciğere, kemiğe ve beyine metaztaz yapabilir.

Tiroid kanserinin ailesel geçiş özelliği var mıdır?

Tiroid kanseri tek tip değildir. Tiroid kanserlerinin nadir görülen tipi olan medüller tiroid kanserinde ailesel geçiş özelliği vardır. Bu tip kanseri olanların tedavi ve takip özellikleri farklıdır. Bu hastalar sadece konusunda yeterli imkanları olan merkezlerde takip edilmelidirler. Medüller kanser tanısı konulan hastalarda genetik analiz ile ailesel geçiş özelliği olup olmadığı araştırılır. Ailesel geçiş özelliği olduğu saptanan hastaların birinci derece akrabalarında hiçbir yakınması olmasa bile genetik analizleri yapılmaktadır.

 
 

Tiroid Ameliyatı

 

Tiroid ameliyatı hangi durumlarda gereklidir?

Tiroid ameliyatı en sık tiroid nodülü olan hastalarda yapılmaktadır (Bkz. Tiroid nodülü). Nodülün değerlendirilmesi sonucunda tiroid kanseri olma olasılığı yüksek ise en etkin tedavi olan cerrahi tedavi önerilir (Bkz. tiroid kanserleri). Ancak unutulmamalıdır ki tiroid nodüllerinin büyük çoğunluğu iyi huyludur ve operasyon gerekmez. Tiroid nodülleri dışındaki bazı tiroid hastalıklarında da cerrahi tedavi önerilebilir. Tiroid bezi çok büyümüş ve kişinin boynunda diğer dokulara (nefes borusu, yemek borusu, ses siniri gibi) baskı yapıyorsa operasyon gerekebilir. Bunların dışında zehirli guatr hastalığında ilaç tedavileri ile istenilen sonuç alınamıyorsa ameliyat ile tedavi gerekebilir.

Tiroid ameliyatının alternatifi yok mudur?

Tiroid kanseri şüphesine bağlı olarak ameliyat öneriliyorsa alternatif tedavilerin etkinlikleri çok düşüktür. Bu hastalarda ameliyat kesinlikle önerilir. Zehirli guatr hastalarında ise sıklıkla ilaç tedavisi yeterli olur (Bkz. Hipertiroidi). İlaç tedavisi yeterli sonuç alınamayan hipertiroidi durumlarında cerrahi veya radyoiyod tedavisinden birisi tercih edilebilir (Bkz. Radyoiyod tedavisi). Bunlar dışında tiroid bezi çok büyük olan ve baskı bulguları saptanan hastalarda tercih edilen tedavi cerrahi olmakla birlikte ameliyatı kontrendike olduğu durumlarda radyoiyod tedavisi bir seçenek olarak uygulanabilir.

Tiroid ameliyatında tüm tiroid dokusu çıkarılmakta mıdır?

Farklı tiroid ameliyatları vardır. Tüm tiroid bezinin çıkarıldığı tiroid ameliyatı olduğu gibi çeşitli seviyede tiroid dokusunun çıkarıldığı tiroid ameliyatları da vardır. Tiroid kanseri tanılı hastalarda ameliyat ile sadece kanserli doku değil tüm tiroid bezinin çıkarılması hedeflenir. Bu nedenle bu hastalarda total tiroidektomi yani tüm tiroid bezinin çıkarılması ameliyatı yapılır (Bkz. Tiroid kanserleri). Tiroid bezinin sadece bir kısmının çıkarıldığı, yarısının, çıkarıldığı veya çok az bir kısmının bırakıldığı ameliyatlar iyi huylu tiroid hastalıklarında uygulanan tedavilerdir. Ameliyatın genişliğine hastaya bilgilendirerek cerrah karar verir. Kararda en önemli rolü ameliyat gerekliliğinin nedeni oynar.

Tiroid ameliyatında kesi izi ne kadardır?

Tiroid ameliyatlarında kesi uzunluğu değişkendir. Tiroid dokusunun ne genişlikte çıkarılacağına bağlı olarak değiştiği gibi çevre dokulardaki lenf bezlerinin de çıkarılması gerekip gerekmemesine göre değişebilir. Ayrıca her cerrahın farklı kesi uygulamaları vardır. Genellikle boyundaki doğal izler boyunca kesi yapılır ve uzun sürede zorlukla görülür hale gelir. Bazı cerrahlar omuzdan hatta ağız içinden girerek endoskopik yöntemlerle tiroide ulaşıp doku çıkarırlar ve görünür hiçbir iz bırakmazlar. Yaygın bir uygulama değildir. Geniş serilerde sonuçları yeterli değildir.

Tiroid ameliyatı sonrası hastanede yatış süresi ne kadardır?

Tiroid ameliyatı öncesi yapılacak tetkikler sonrasında anestezi bölümünden konsültasyon yapılması gerekir. Hasta operasyondan bir gün önce kliniğe yatırılır. Ameliyat öncesi gece yarısından sonra bir şey yemesine ve içmesine izin verilmez. Operasyon 2-3 saat kadar sürer. Ameliyat sonrası ayılma odasından sonra hasta kliniğe alınır. Birkaç saatlik gözlem sonrası hafif gıdalarla ağızdan bezlenme başlar. Anestezi için nefes borusuna takılan boru nedeni ile boğazda ağrı rahatsızlık hissi olabilir. Hastalar ameliyatı sonrasında erken dönemde ayağa kaldırılır ve günlük işlerini yapmaya engel durum olmaz. Genellikle ameliyat sonrası ertesi gün taburcu edilir. Hastaların toplam klinikte yatış süreleri genellikle 2 gecedir. Yaklaşık 7-10 gün sonraki kontrolde dikişleri alınır. 

Tiroid ameliyatının olası riskleri nelerdir?

Tiroid ameliyatı riskleri için öncelikle tüm ameliyatlarda görülebilecek risklerden bahsetmek gerekir. Anestezi riskleri olarak ilaçlara bağlı görülebilecek yan etkiler, hastanın kalp, böbrek karaciğer gibi organlarının anesteziden etkilenmesi gibi riskler söz konusudur. Ameliyata bağlı kanama, enfeksiyon, yara iyileşmesi sorunları nadir de olsa vardır. Tiroid ameliyatlarında ses tellerine giden sinirin ameliyat sahasına yakınlığı bağlı olarak ses kısıklığı oluşabilir. Ayrıca tiroid bezinin hemen yanında bulunan ve kalsiyum dengesini sağlayan paratiroid bezlerinin etkilenmesi sonucunda kan kalsiyum seviyesinin düşmesi ve buna bağlı el ve kollarda uyuşma, kasılma olabilir. Bu olasılıklar düşüktür. Deneyimli merkezlerde % 2 den azdır. Bölgede ikinci kez ameliyat yapılıyorsa risk artar. Ayrıca total tiroidektomi yapılacak hastalarda, tiroid bezi çok büyük olan hastalarda ve zehirli guatr nedeni ile ameliyat edilen hastalarda risk daha yüksektir.

Tiroid ameliyatı komplikasyonları zaman içinde düzelir mi?

Tiroid bezi operasyonları sonrası görülen ses kısıklığı çok sıklıkla haftalar içerisinde düzelir. Bu düzelme tamamen iyileşme şeklinde olabildiği gibi belli oranda düzelme şeklinde kalabilir. Kalsiyum düşüklüğü görülen hastalarda da benzer durum söz konusudur. Çok sıklıkla tamamen düzelir. Bazı hastalarda düzelme 6-12 ayı bulabilir. Tamamen düzelmeyen hastalarda kalsiyum ve D vitamini ilaçları kullanması gerekir. Bu tedaviler ile serum kalsiyum seviyesi normal arakta tutulur ve hastanın uyuşma, kasılma benzeri belirtileri ortadan kaldırılır.

Ameliyat sonrası kişide uzun dönem sürecek kısıtlılıklar olabilir mi?

Ameliyat sonrası hastanın gündelik yaşamında kısıtlılık olmaz. Boyun bölgesinde ameliyat kesisine bağlı hafif ağrı genellikle birkaç gün içerisinde geçer. Operasyon sahasında gerginlik, yutkunurken rahatsız olma benzeri yakınmalar da genellikle günler içerisinde azalarak ortadan kaybolur. Bazı hastalarda bu yakınma aylarca hissedilebilir. Bazı hastalarda bilinmeyen nedenle kesi hattı boyunca kabarık nedbe dokusu oluşabilir. Bu hastalarda görüntüyü düzeltmek amacı ile ayrıca estetik bir girişim yapılabilir. Operasyon sonrası gelişebilen ses kısıklığı nadiren tamamen düzelmez ve belli oranda ömür boyu kalabilir. Diğer önemli operasyon komplikasyonu serum kalsiyum değerinin düşmesine bağlı olarak el ve ayaklarda uyuşma kasılma yakınması da tamamen geçmeyebilir. Bu hastalar ancak ömür boyu destek ilaç tedavisi alarak serum kalsiyum değerlerinin normal sınırlarda tutabilirler.

Ameliyat sonrası ömür boyu tiroid hormonu kullanılması gerekir mi?

Ömür boyu ilaç kullanma gerekliliği tiroid dokusunun ne kadarının çıkarıldığına bağlıdır. Eğer bezin tamamı çıkarıldı ise hasta ömür büyü ilaç kullanması gerekir. Tamamının çıkarılmadığı durumlarda ise hastanın kan tetkikleri yapılarak kalan dokunun yeterince hormon üretip üretmediği kontrol edilmeli, gerekiyorsa tiroid hormonu takviyesi yapılmalıdır. Tiroid hormonları kanda uzun süre kalabildiğinden ameliyattan kısa süre sonra yapılacak tetkiklerde tiroid hormonu eksikliği saptanamayabilir. Bu nedenle kan kontrolü 4-6 hafta sonra yapılmalıdır.

 

Hipotiroidi / Hashimoto Hastalığı

 

Hipotiroidi nasıl bir hastalıktır? Belirtileri nelerdir?

Tiroid bezinin vücut için yeterli tiroid hormonu üretememesi ile oluşan durumdur. Tiroid hormonu vücudun hemen tüm organlarını etkileyebilen, bir bakıma metabolizmanın hızını sağlayan bir hormondur. Hipotiroidi durumunda metabolizmada genel anlamda bir yavaşlama görülür. Metabolizmanın yavaşlamasına bağlı olarak halsizlik, çabuk yorulma, kilo artışı, vücutta şişlik hissi, konsantrasyon azalması, kabızlık, uyuklama, kalp hızının yavaşlaması, ciltte kuruma, saç tellerinin sertleşmesi görülebilir. Hipotiroidi hastalarında bu belirtiler sıklıkla yavaş geliştiği ve bu belirtiler toplumda çok sık olarak karşılaşılabilen belirtiler olduğundan, hipotiroidi tanısı kolaylıkla gözden kaçabilir. Bunun tersi olarak çok sık karşılaşılan bu belirtilerin her zaman hipotiroidi anlamına gelmeyeceği de unutulmamalıdır.

Hipotiroidi kişinin yaşamında ne gibi risklere yol açar?

Hipotiroidi metabolizmada yavaşlama dışında dokularda bazı maddelerin birikmesine yol açar. Kalp, akciğer, karın zarlarında sıvı birikmesine, kalp kasında güçsüzlüğe, büyük damarlarda daralmaya, beyin fonksiyonlarında yavaşlamaya, kan hücrelerinde azalmaya sebep olabilir. Tanı konulamamışsa ve tedavide çok gecikilmişse hipotiroidi koması denilen yaşamı tehdit eden durum gelişebilir.

Kilo verememe sebebi tiroid tembelliği olabilir mi?

Tiroid hormonu yetersizliği kilo artışına yol açabilen bir durumdur. Hipotiroidili hastalar tedavi edildiklerinde kilo kaybı sağlanır. Ancak hipotiroidinin kilo artışı yapabilmesi için hastanın hormon yetmezliğinin derin ve uzun süreli olması gerekir. Operasyon veya atom tedavisi sonrası gelişen hipotiroidi tanısı hemen konduğu için tiroid hormonu eksikliğine bağlı kilo kaybı olmaz. Hashimoto hastalığında ise tiroid tembelliği yavaş gelişir ve hipotiroidi tanısı genellikle hastalık erken dönemde iken konur. Kilo artışına sebep olabilecek derinlikte Hashimoto hastalığı nadirdir. Hipotiroidi hastası uygun dozda tedavi altında ise hipotiroidiye bağlı kilo artışı beklenmez.

Hangi durumlarda hipotiroidi görülür?

Tiroid bezi ile ilgili çok sayıda hastalık hipotiroidi yapar. En sık olarak 3 neden hipotiroidiye yol açar. Diğer nedenler nadirdir.

  • Hashimoto hastalığı,

  • Tiroid operasyonu (Bkz. Tiroid ameliyatı)

  • Radyoaktif iyod tedavisi (Bkz. Radyoiyod tedavisi)

Hipotiroidi saptanmış bir kişi tiroid ameliyatı olmamışsa, radyoiyod tedavisi almamışsa hemen her zaman hipotiroidi nedeni Hashimoto hastalığıdır. Her 3 durumda kalıcı hipotiroidiye yol açar. Bu hastalarda eksik olan hormonun yerine konması tedavisi yapılır. Bu nedenle tedavileri ömür boyu sürdürülmelidir.

Hashimoto hastalığı neden oluşur?

Hashimoto hastalığı otoimmün sebeple oluşan bir hastalıktır. Kan hücrelerinde yapılan antitiroid peroksidaz ve antitiroglobulin antikorları tiroid hücreleri ile reaksiyona girer ve bu hücrelerin hormon üretme fonksiyonlarını bozarlar. Böylelikle hipotiroidi gelişir. Kan hücrelerinin bu antikorları neden oluşturduğu günümüzde bilinmemektedir. Hashimoto hastalığı dışında pek çok hastalık da otoantikorlar nedeni ile oluşmaktadır. Diğer otoimmün hastalıklar daha nadir görülür ancak Hashimoto hastalığı olanlarda biraz daha sık olduğu unutulmamalıdır.

Hashimoto hastalığı kimlerde daha sık görülür?

Kadınlarda erkeklere göre 3-5 kat daha sıktır. Genellikle orta yaş sonrası dönemde görülmekle birlikte her yaşta görülebilir. Ailesinde olanlarda daha sıktır. Anne/kız ortak hastalığı olarak adlandırılır. Hipotiroidi belirtileri olanlar dışında tiroid bezi büyük (Bkz. Guatr) olanlar, depresyon tedavisi görenler ve 50 yaşından sonra özellikle kadınlar olmak üzere tüm ileri yaşlılarda hipotiroidi araştırması yapılmalıdır.

Tiroid otoantikor varlığında ne yapılması gerekir?

Antikorların kandan temizlenmesini sağlayacak bir tedavi şekli yoktur. Aslında tiroid antikorları toplumda çok sık bulunur ve bu kişilerin çoğunda ömürleri boyunca Hashimoto hastalığı gelişmez. Sadece potansiyel hipotiroidi hastalarıdır. Bu kişilerde hipotiroidi çok yavaş gelişeceğinden ve çok erken dönemde kan tetkiki ile tanısı konabildiğinden, seyrek aralıklarla tiroid hormonlarının kontrolü yeterlidir. Otoantikor kan seviyesinin çok yüksek olması veya izlem sırasında giderek artıyor olması hipotiroidi gelişeceğini göstermesi bakımından anlamlı değildir. Bu nedenle sürekli kanda antikor ölçümü ile izlem yapılmasına gerek yoktur.

Hashimoto hastalığı tedavi edilebilir mi?

Hashimoto hastalığı tedavisinde hastalığın oluş mekanizmasına veya hastalığın ilerlemesine yönelik bir tedavi yaklaşımı yoktur. Hastalığın oluşturduğu tek olumsuzluk tiroid bezinin yeterli hormon üretimi yapamamasıdır ve eksik olan hormonun yerine konması ile Hashimoto hastalığının vücuda yapabileceği olumsuzluklar tamamen ortadan kaldırılabilmektedir. Tedavi için kullanılan ilaç tiroid bezinin hormonudur ve vücudun yaptığı hormon ile birebir aynıdır (Bkz. Tiroid hormonu tedavisi). Bu nedenle yan etki riski çok azdır. Uygun dozlarda tiroid hormonu yerine koyma tedavisi ile uzun vadede hiçbir ek olumsuzluk görülmez. Hasta sağlıklı bir ömür sürer.

Cerrahi veya atom tedavisi sonrası hipotiroidi tedavisi farklı mıdır?

Genel özellikleri aynıdır (Bkz. Tiroid hormonu tedavisi). Amaç vücudun gereksinimi kadar tiroid hormonu vermektir. Fazla veya yetersiz dozlar kişide olumsuzluk yaratır. Hashimoto hastalığı çok yavaş gelişen bir tiroid fonksiyon bozukluğu olduğu için genellikte başlangıçta düşük dozlar yeterli iken yıllar içerisinde doz gereksinimi artar. Gereksinime göre uygun doz değişikliği yapılmalıdır. Tiroid bezinin tamamının çıkarıldığı cerrahi sonrası tiroid hormonu eksikliğinde ise tiroid hormonu gereksinimi başlangıçtan itibaren yüksektir. Atom tedavisi sonrası hipotiroidi haftalar/aylar içerisinde gelişir. Bu durumda genellikle başlangıçta yüksek doz gereksinim olsa da düşük doz ile başlayıp aylar içerisinde gereksinim artabilir.

 

Hipotiroidi tedavisinde neler bilinmelidir?

Hipotiroidi durumu genellikle kalıcı olduğundan ve yapılan tedavi esas olarak eksik olanı tamamlama tedavisi olduğundan tedavinin ömür boyu olduğu unutulmamalıdır (Bkz. Tiroid hormon tedavisi). İlaç dozunun fazla geldiği hissedilse hatta laboratuar olarak saptansa bile doktor önerisi olmadan ilaç tamamen kesilmemelidir. Bu durumlarda genellikle yapılması gerekenin uygun doz azaltılması ile tedaviye devam edilmesidir. Ameliyat durumları, hastane yatışları, kazalar, kalp krizi durumları gibi yaşanabilecek sağlık sorunlarında da ilaç kesilmemeli, gerekiyorsa doz değişikliği için ilaç kullanımı konusunda doktor bilgilendirilmelidir. İlacın kesilmemesi gereken diğer önemli dönem gebeliklerdir. Gebelik durumunda ilaç kesilmemeli hatta genellikle gereksinim arttığı için doktorunuz tarafından uygun doz değişimi yapılmalıdır (Bkz. Gebelikte tiroid bezi).

Tiroid Hormonu Kullanımı

 

 

Tiroid hormonu hangi hastalıklarda kullanılır?

Tiroid hormonu hipotiroidi olarak adlandırılan ve tiroid bezinin yeterli hormon üretemediği durumlarda kullanılan bir tedavidir (Bkz. Hipotiroidi/Hashimoto). Sentetik bir ilaç olmasına rağmen kimyasal yapısı vücutta yapılan tiroid hormonu ile tamamen aynıdır. Bu anlamda yabancı madde değildir. Yan etki riski yok denecek kadar nadirdir. Ancak vücudun gereksiniminden fazla verildiğinde yüksek doza bağlı yan etki görülebilir.

İlaç olarak kaç çeşit tiroid hormonu vardır?

Vücutta 2 çeşit tiroid hormonu vardır. Tiroksin (T4) adlı hormon tiroid bezinden daha fazla sentezlenen hormondur. Kana verildikten sonra triiyodotironin (T3) adlı hormona dönüşerek hücre düzeyinde etkisini gösterir. İlaç olarak her iki hormon, hatta bunların belli oranlarda karma formları bulunmaktadır. Ancak sıklıkla kullanım için tercih edilen sadece T4 içeren preparatlardır. Vücuttan salgılanan T4 hormonu gibi kanda T3 e dönüşerek etkisini gösterir. Sadece T3 veya T4/T3 karma preparatlar ile kandaki tiroid hormonu seviyesinin stabil düzeyde tutmak zordur. Bunun sebebi T3 hormonunun kandaki yarı ömrü çok kısadır ve ilaç olarak hem günde en az 2-3 kere alınması gerekir.  Bu şekilde bile kan seviyesi gün içerisinde değişkenlik gösterebilir. Aşağıda anlatılan bilgiler T4 içeren preparatların kullanımı ile ilgili bilgilerdir.

İlaç günün hangi saatinde alınmalıdır?

Tiroid hormonu (T4) içeren ilaçların kanda bulunma süreleri uzundur. Yani günde bir kere alınmaları ile yeterli etkinlik sağlanabilir. Günün her saatinde alınabilir. Ancak ilacın barsaklardan emiliminin çok iyi olmaması nedeni ile aç karnına alınması gerekir. Boş mideye alınmaz ise yiyeceklere bağlanabildiğinden kana geçişi azalır. İlaç aç karnına alınmalı, mideden barsaklara geçmesini beklemek için 20-30 dakika kadar hiçbir şey yenmemelidir. Bu nedenle sıklıkla sabah aç karnına alınması ve 30 dakika sonra kahvaltı yapılması önerilir. Bu öneriyi uygulayamayanlarda öğünden en az 3 saat sonra ve 30 dakika önce olmak üzere günün herhangi bir saatinde alması önerilebilir.

Tiroid hormonu ilacının başka ilaçlarla birlikte kullanılmasında sakınca var mıdır?

Tiroid hormonu ilaçları bazı ilaçlarla birlikte alındığında barsaklardan kana geçişi ciddi anlamda azalmaktadır. Bu nedenle mümkün olduğunca başka ilaçlarla birlikte alınmamalıdır. Özellikle kalsiyum ve demir preparatları tiroid hormonu emilimini en çok etkileyen ilaçlardır. Tiroid hormonu ilacını aldıktan sonraki 3-4 saat içerisinde bile bu ilaçların alınması tiroid hormonu emilimini azaltabilir. Diğer bazı ilaçların da tiroid hormonu ilaçları ile birlikte alınması tiroid hormonunun etkinliğini değiştirebilir. Bu nedenle tiroid hormonu ile birlikte başka ilaç da kullanılıyorsa gün içerisinde kullanımları konusunda hekime danışılmalıdır.

Tiroid hormonu kullanımına hangi dönemlerde ara verilmelidir?

Tiroid hormonu eksikliği sıklıkla kalıcı bir durumdur. Bu nedenle tiroid hormonu tedavisi ömür boyu sürdürülmesi gereken bir tedavidir. Başka bir hastalık gelişmesi, ameliyat, kaza, yoğun bakım tedavisi gibi durumlarda bile tedaviye devam edilmelidir. Farklı sağlık sorunlarında doz değişimi gerekebileceğinden tiroid hormonu kullanıldığı konusunda hekim mutlaka bilgilendirilmelidir. Tiroid hormonu tedavisinin kesilmemesi gereken önemli dönemlerden bir tanesi de gebeliklerdir. Gebelik durumunda ilacın kesilmesi bebeği olumsuz etkileyebilir. İlacın gebelik üzerine hiçbir olumsuz etkisi yoktur. İlacın kesilmemesi hatta gebelikte tiroid hormonu gereksinimi arttığı için hekim önerisine göre uygun doz artışı yapılması gerekir.

Tiroid hormonu doz fazlalığında ne yapılmalıdır?

Düzenli kullanıma rağmen çeşitli faktörlere bağlı olarak doz fazlalığı ile karşılaşılabilir. Doz fazlalığı durumlarında genellikle ilacın kesilmesi gerekmez. Öncelikle yapılması gereken doz fazlalığının sebebinin saptanmasıdır. Buna göre uygun doz değişikliği yapılmalı, daha sonra kan seviyelerinin kontrolüne göre uygun tiroid hormonu dozu saptanmalıdır. Bu değişiklikler mutlaka hekim önerilerine göre yapılmalıdır.

Tiroid hormonu ilaçlarının kilo kaybı sağladığı doğru mudur?

Kilo kaybı yapıcı etkisi hormon eksikliği olan kişilerde görülür. Aslında etkisi hipotiroidiye bağlı kilo artışının tedavi ile kişinin normal kilosuna gerilemesi şeklindedir. Yani ilacın kilo verdirici özelliği yoktur. Hipotiroidisi olmayan kişilerde kilo kaybı sağlamaz. Çok yüksek dozlarda kullanıldığında ciddi riskleri ile birlikte sağladığı kilo kaybı geçicidir. Kalp, damarlar, kas ve kemiklerle ilgili ciddi zarar verici etkileri görülebilir.

Tedavi süresince farklı firmaların tiroid hormonu ilaçları değiştirilerek kullanılmasında sakınca olur mu?

Türkiye’de farklı firmaların tiroid hormonu preparatları bulunmaktadır. Etkinlikleri benzer olsa da barsaktan emilimleri ve biyo-yararlılıklarında farklılıklar olabilir. Hipotiroidli hastalarda doz gereksinimleri çok farklıdır. Doz gereksinimi kandaki tiroid hormonu seviyeleri ölçümü yapılarak saptanmaktadır. Hangi firma ilacı ile uygun doz ayarlandı ise mümkün olduğunca aynı ilaç kullanılmalıdır. Farklı firma ilacı kullanılmak zorunda kalındı ise kan seviyesi kontrolü yapılarak verilen dozun yeterli olup olmadığı saptanmalıdır. Yurtdışı ilaçlar için de aynı durum söz konusudur. Yurt dışından getirilen ilaçlar daha etkilidir söylemi doğru değildir.

Tiroid hormonu kullanan hastalara önerileri başlıklar halinde özetlersek;

  • Doz ayarlaması kan ölçüm sonuçlarına göre yapılmalıdır.

  • Kontrol yapılmadan doktorunuzun önerdiği dozda değişiklik yapılmamalıdır.

  • Tiroid hormonu ilacı günde bir kez alınması yeterlidir.

  • İlaç sabah aç karnına alınmalıdır.

  • İlacı aldıktan sonra yarım saat süre ile bir şey yenmemelidir.

  • Sabah alınması unutuldu ise, günün diğer saatlerinde alınabilir. Ancak bir şey yendikten sonra en az 3 saat geçmiş olmalıdır ve yine yarım saat bir şey yenmemelidir.

  • Beraberinde başka ilaç alınacaksa hekime danışılmalıdır.

  • Tiroid hormonu ile beraber süt, kalsiyum, demir hapı alınmamalıdır.

  • Tedavi için önerilen preparat başka firmanın aynı preparatı ile mümkün olduğu sürece değiştirilmemelidir.

 

Hipertiroidi (Zehirli Guatr)

 

 

Hipertiroidi ne demektir, belirtileri nelerdir?

Hipertiroidi (İç Guatr/Zehirli Guatr) tiroid bezinin aşırı hormon üretmesi ve kandaki tiroid hormon seviyelerinin artması sonucu oluşan hastalığın genel adıdır. Kandaki hormon artışına bağlı olarak çeşitli bulgu ve belirtiler oluşturabilir. En sık kalpte çarpıntı şikayetine sebep olur. Aşırı terleme, sıcağa tahammülsüzlük, ellerde tireme, kilo kaybı, sinirlilik, çabuk yorulma sık karşılaşılan bulgulardandır. Kilo kaybı sıklıkla iştah artması ile birliktedir. Barsak hareketlerinde hızlanma, kaslarda güçsüzlük, uyku bozukluğu görülebilir. Hastalarda genellikle bu belirtilerin hepsi bir arada görülmez. Hastaların bazılarında bazı belirtiler şiddetli iken bazıları ise hiç olmayabilir. Genellikle gençlerde belirtiler daha bariz, ileri yaşlarda belirtiler daha siliktir.

Hipertiroidi sebepleri nelerdir?

Zehirli guatr diye adlandırılan aşırı hormon yüksekliği durumu tek bir hastalık değildir. En sık sebep Graves hastalığıdır ve daha sonra zehirli nodüllü hastalıklar (toksik nodüler guatr) en sık hipertiroidiye sebep olurlar. Graves hastalığında tiroid bezi homojen olarak büyümüştür. Beraberinde göz bulguları olabilir. Gözde batma, yanma sulanma, gözün ileri doğru büyümesi, göz hareketlerinde kısıtlanma görülebilir. Graves hastalığı olan tüm hastalarda göz bulguları görülmez. Zehirli nodüllü guatrda ise tiroid bezinde nodüller kontrolsüz olarak tiroid hormonu salgılamaktadır. Bu hastalıkta da aşırı hormon yapımına bağlı belirtiler görülür ancak göz bulguları olmaz. Bu sebepler dışında bazı hastalıklar, bazı ilaçlar hipertiroidiye sebep olabilir.

Graves hastalığı nasıl oluşur?

Graves hastalığı otoimmün bir hastalıktır. Yani kan hücreleri tiroid bezine karşı antikorlar oluşturmakta, bu antikorlar tiroid bezini uyararak aşırı hormon yapımına sebep olmaktadır. Kan hücrelerinin bu antikorları neden oluşturduğu bilinmemektedir. Geçirilen hastalıklar, tüketilen besinler, yoğun stres gibi durumlar bu hastalığın sebebi değildir. Ailesel geçiş denebilecek bir ilişki yoktur. Göze olan etkisi genellikle hipertiroidi belirtileri ile birlikte başlamakla birlikte ayrı olarak önce veya sonra da başlayabilir. Hastalık sıklıkla bir dönem hastalığıdır. Yani başladıktan bir süre sonra kendiliğinden antikor yapımı azalır ve belirtiler ortadan kalkar. Ama kendiliğinden düzelmeyen durumlar da az oranda değildir.

Graves hastalığının tedavisi nasıl yapılmaktadır?

Graves hastalığının sebebi bilinmese de ilaçla tedavisi çok etkili bir şekilde yapılmaktadır. Genellikle tedavi başlandıktan sonraki birkaç hafta içinde yakınmaların büyük çoğunluğunda belirgin düzelme görülür. Ancak hormon seviyelerinin normale getirilmesi ile hastalık iyileşmiş demek değildir. İlaç tedavisi kesildiğinde belirtiler sıklıkla tekrar ortaya çıkar. Bu nedenle klinik ve laboratuar bulgularına göre ilaç dozu ayarlanarak 12-18 ay süre ile ilaç tedavisine devam edilir. İlaç tedavisine rağmen hastalık kontrol altına alınamıyorsa atom tedavisi (Bkz. Radyoiyod tedavisi) veya cerrahi tedavi (Bkz. Tiroid operasyonu) ile tedavi edilmesi gerekebilir.

Graves tedavisi ile ilgili bilinmesi gerekenler nelerdir?

İlaç tedavisine yanıt ile şikayetlerin geçmesi için genellikle birkaç hafta geçmesi gerekebilir. Yakınmaların geçmesi ile tedavinin tamamlandığı düşünülmemelidir. Tedavinin uzun süreli olduğu ve sadece şikayetlerin geçmesi ile tamamlanmadığı bilinmelidir. Uzun süreli izlemde ilaç dozları hekim tarafından ayarlanmalıdır. Tedavi sonrasında hastalar genellikle kilo alırlar, ancak bu kilo artışı tedavinin yan etkisi değildir. Hastalığın iyileşmesi sonrasında hastalığa bağlı kilo kaybının düzelmesi nedeni ile hastalar tekrar eski ağırlıklarına ulaşırlar. Bu artış genellikle tedavi başlangıcındaki ilk aylar içinde olur. İlaç tedavisi ile en sık karşılaşılabilecek yan etki alerjik cilt lezyonlarıdır. Kaşıntı kızarıklık şeklinde belirti gösterir. Genellikle alerji ilaçlarına iyi yanıt verdiği için tedaviyi kesmeye gerek kalmaz. Ciddi sayılabilecek yan etkileri ise çok nadirdir. Karaciğer üzerine olumsuz etki olabileceği gibi nadiren kan hücrelerinde azalma ve antibiyotiklere yanıt vermeyen ateşli mikrobik hastalıklar ile karşılaşılabilir. 

Graves hastalığında iyotlu besinlerden kaçınılmalı mıdır?

Graves hastalığında hormon yapımı artmıştır, ancak besinler ile iyot alımını azaltarak tiroid hormonu sentezinin azaltılması mümkün değildir. Bu nedenle iyotsuz tuz tüketimine gayret göstermek, deniz ürünü tüketiminden kaçınmak boşa gayretlerdir. Tiroid bezi uyarıldığında çok düşük iyot ile bile aşırı miktarda hormon sentezi mümkün olur. Farklı gıdalarla da Graves hastalığını kontrol altına almak mümkün değildir. Hipertirodili hastaların yapması gereken özellikle hormonların yüksek olduğu dönemde kahve, çay tüketimini azaltmak ve yoğun egzersizden kaçınmaktır.

Atom tedavisi Graves hastalığında kesin çözüm müdür?

Atom tedavisi denilen tedavi radyoaktif etkili iyodun ağızdan verilmesi, barsaklardan emildikten sonra tiroid bezi hücrelerinde tutulması ve radyasyon etkisi ile hormon üretemez hale gelmeleridir (Bkz. Radyoiyod tedavisi). Tek seferde ağızdan alınan radyoaktif madde ile çok sıklıkla istenilen etki elde edilir. Hastalarda hipertiroidi kalıcı olarak ortadan kalkar. Ancak unutulmamalıdır ki bu tedavi sonrasında kalıcı hipotiroidi olasılığı çok yüksektir (Bkz. hipotiroidi).

Graves hastalığında operasyon ne zaman yapılır?

Graves hastalığında sıklıkla tercih edilen tedavi şekli ilaç tedavisidir. Yeterli yanıt alınmadığı durumlarda atom tedavisi daha sonraki tercih edilen tedavi şeklidir. İlaç tedavisine yanıt vermeyen, aşırı büyük guatrı olan ve radyasyon tedavisi tercih edilmeyen durumlarda nadiren cerrahi önerilebilmektedir.

Graves hastalığında göz belirtisi olanlarda ne gibi önlemler alınmalıdır.

Gözü rahatsız edici ortamlardan korumak gerekir. Kuvvetli ışık ve rüzgar özellikle rahatsız edebildiği için güneş gözlüğü kullanımı tavsiye edilir. Göz reaksiyonunu artırdığı bilinen en önemli faktör olan sigara mutlaka terk edilmelidir. Tuz tüketimi azaltılmalı, gece başı yukarıda tutacak şekilde yüksek yastıkta yatılmalıdır. Gözü aşırı derecede ileri fırlamış kişilerde göz geceleri uykuda tam kapanmıyorsa göz merceğini koruyacak şekilde gözyaşı damlaları ile gözün kuruması engellenmelidir. Aktif dönemde tedavi etkinliği geç döneme göre çok daha fazla olduğundan hekime başvuruda gecikilmemelidir. Bu dönemde en etkin ilaç tedavisi yüksek doz kortizon tedavisidir. Graves’in göz bulguları bu konudaki tecrübeli uzmanlar tarafından yapılmalıdır.

Zehirli nodüllü guatr tedavisi Graves hastalığı tedavisinden farklı mıdır?

Tiroid bezinin iyi huylu nodüllerinin bazıları vücudun kontrol mekanizmaları dışında otonom olarak kontrolsüz hormon salgılarlar. Tek veya çok sayıda nodülü olan hastalarda bu durum görülebilir ve toksik nodüler gautr olarak adlandırılırlar. Bu hastalıkta da ilaç tedavisi ile serum tiroid hormonu sevileri hızlıca kontrol altına alınır. Ancak bu tedavinin kalıcı etkisi olmayacağı için ilaç kesildiğinde belirtiler tekrar ortaya çıkar. Bu nedenle ilaç tedavisi ile kontrol altına alındıktan sonra atom tedavisi veya cerrahi tedavi ile otonom nodüllerin hormon sentezleri kalıcı olarak baskılanması gerekir. Atom tedavisi veya cerrahi tedavinin hangisinin uygun olduğu hastaya göre değişir.

 

Atom / Radyoiyod Tedavisi

 

 

Radyoiyot tedavisi ne demektir?

Halk dilinde atom tedavisi olarak adlandırılan radyoiyot tedavisi (radyoaktif iyot tedavisi) radyasyon etkili iyodun vücuda verilmesi ile uygulanan bir tedavi şeklidir. İyot vücutta sadece tiroid hücrelerinde tutulduğu için bu hücrelerde radyasyon etkisi oluşturur. Bu şekli ile bir radyasyon tedavisidir. Dışardan cihazlarla verilen radyasyon tedavisinden farklı olarak vücuda alınarak doğrudan hedef hücrelere verilen bir radyasyon tedavisidir. Çevredeki dokular, hücreler radyasyondan etkilenmez.

Radyoiyot tedavisi hangi hastalıklarda uygulanmaktadır?

En sık tiroid bezinin aşırı hormon üretimine bağlı gelişen zehirli guatr durumlarında kullanılan bir tedavidir (Bkz. Hipertiroidi/Graves). İlaç tedavileri ile yeterli sonuç alınamayan hipertiroidi hastalarında genellikle önerilen tedavi şeklidir. Hipertiroidi dışında tiroid kanserli hastaların tedavisinde de radyoiyot tedavisi kullanılır (Bkz. Tiroid kanserleri). Burada amaç tiroid ameliyatı sonrası geride kalan dokuların radyoiyot tedavisi ile tamamen ortadan kaldırılması ve tiroid kanserinin tekrar ortaya çıkma olasılığının azaltılmasıdır.

Radyoiyot tedavisi öncesi dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Radyoiyot tedavisi öncesi hasta tiroid hormonu içeren ilaçları kullanmaması gerekir. Bu ilaçların kullanılması verilen radyoaktif iyodun tiroid bezinde tutulmasını engeller. Özellikle tiroid kanserli hastalar radyoiyot tedavisi öncesi 3-4 hafta süre ile tiroid hormonu ilaçlarını almamalıdırlar. Hipertiroidi tedavisi altında olan hastaların da radyoiyot tedavisi öncesi bu hastalığın tedavisi için kullandıkları ilaçları 5-7 gün öncesinden kesmeleri gerekir. Böylelikle radyoiyot tedavisi daha etkin olur. Radyoiyot tedavisi öncesi dikkat edilmesi gereken diğer bir özellik iyod tüketiminin azaltılmasıdır. Bu tedavi sırasında radyasyon iyotla birlikte tiroid bezine gönderileceği için öncesinde iyodun fazla tüketilmesi tiroid bezinin iyodu tutma kapasitesini anlamlı şekilde azaltır. Radyoiyot tedavinin etkinliğini artırmak için öncesinde iyod tüketimi kısıtlanmalıdır. Bu amaçla iyottan zengin besinler olan deniz ürünlerinin tüketimi 15-20 gün öncesinden başlamak üzere yasaklanır. Ayrıca iyot ile zenginleştirilmiş tuz yerine az miktarda iyotsuz tuz tüketimi tercih edilir. Yoğun tuz ile hazırlanan salamura, salça gibi besin tüketimi, iyot içeren ilaçlar mümkün olduğunca kısıtlanmalıdır.

Radyoiyot tedavisi nasıl uygulanmaktadır?

Radyoiyot tedavisi sırasında özel bir girişim uygulanmamaktadır. İşlem, hastaya bir bardak su içerisinde veya kapsül olarak radyoiyodun içerilmesinden ibarettir. Özel bir tadı yoktur. Hastanede uygulanmasının nedeni radyasyonun kontrollü bir şekilde verilmesidir. Hastanede yatış gerekliliği verilen doza bağlıdır. Zehirli guatr amacı ile kullanılan dozlarda yatış gerekmez. Tiroid kanserli olgularda kullanılan yüksek dozlar için hastane yatış gerekli olur. Hastanede yatışın amacı vücuda verilen radyasyonun idrarla büyük oranda atılması ve bu dönemi radyasyonun kontrol altında olduğu özel bir odada geçirilmesi istenir. Böylelikle vücuda alınan radyasyon etraftaki kişilere ve dış ortama yayılmamış olur.

Radyoiyot tedavisi sonrası nelere dikkat edilmelidir?

Radyoiyot içildikten sonra vücuttaki radyasyonun etraftaki kişileri etkilememesi için bazı önlemler alınmalıdır. Radyoiyodun hastalara verildiği nükleer tıp bölümlerinde radyasyondan korunma önerileri hastalara etraflıca bildirilir. Düşük dozda olan bu radyasyon özellikle hamileler için riskli olabilir. Bu nedenle hamilelerle, küçük çocuklarla aynı ortamda uzun süre kalmamalıdır. Hastanede izolasyon uygulanan hastalar evlerine taburcu edildikten sonra da bir süre için radyasyondan korunma önerilerini uygulamaları gerekmektedir. Radyoiyot tedavisi sonrası hekiminizin önerisine göre tiroid hormonu ilaçları başlanabilir. Radyoiyot tedavisi ile alınan radyasyon tiroid hücrelerinde tutulan kısmı dışındakiler idrar, ter ve tükürük ile vücuttan atılır. Bu nedenle sonraki günlerde sık duş alınmalı, tükürük salgısını artırıcı önerileri dikkatli uygulamalıdır.

Radyoiyot tedavisi sonrası zehirli guatr tamamen düzelir mi?

Zehirli guatrlı bir hastada radyoiyot tedavisinin etkisi 1 ay içerisinde başlar. Tiroid hormon seviyesinin normale gelmesi sıklıkla 1-6 aylar arasında olur. Tedavinin etkinliği kısa sürede çıkmayacağı için hekim önerisi olmadan ilaçlar kesilmemelidir. Tedavinin hemen öncesinde ve sonrasındaki birkaç gün süre ile ilaçların kesilmesi atom tedavisinin etkinliği için gereklidir. Ancak daha sonra tedavi tekrar başlanmalı ve kan hormon kontrollerine göre doz azaltılması yapılarak uygun zamanda ilaç tedavisi kesilmelidir. Hastaların bir kısmında tiroid tembelliği gelişebileceğinden tiroid hormonu tedavisi gerekebilir (Bkz. Tiroid hormonu tedavisi). Hastaların çok büyük bölümünde radyoiyot tedavisi ile tiroid hormon fazlalığı düzelir ancak nadiren yeterli yanıt alınamayan durumlar olabilir. Bu durumda tekrar radyoiyot tedavisi önerilebilir.

Radyoiyot tedavisi sonrası tiroid tembelliği olasılığı yüksek midir?

Graves hastalığında radyoiyot tedavisi sonrası tiroid tembelliği olasılığı oldukça yüksektir (Bkz Hipertiroidi/Graves). Bu hastalarda kalıcı tembellik oluştuğunda ömür boyu tiroid hormonu kullanmaları gerekir (Bkz. tiroid hormonu tedavisi). Toksik nodüler guatr tanılı hastalarda ise radyoiyot tedavisi sonrası tiroid tembelliği olasılığı düşüktür. Nadiren gelişebilir. Tiroid kanserli hastalarda radyoiyot tedavisi tiroid ameliyatından sonra verilir. Bu hastalarda tüm tiroid bezinin çıkarıldığı operasyon yapıldığı için radyoiyot tedavisi öncesi zaten tiroid tembelliği vardır.

Radyoiyot tedavisi ile verilen radyasyon uzun dönemde kanser riski oluşturur mu?

Radyoiyot tedavisinde düşük doz radyasyon verilir. Vücutta sadece tiroid bezinin hücrelerinde tutulur. Sadece guatr bezinde etkilidir. Geri kalan kısmı hızla böbreklerden ve terle atılır. Vücudun diğer hücrelerinin radyasyona maruziyetleri yok denecek kadar az olarak kabul edilmektedir. Bu radyasyona bağlı olumsuz etki bildirilmemiştir. Çok uzun süreli izlemlerin yapıldığı çalışmalarda da radyoiyot tedavisi alan hastalarda kanser olasılığı daha yüksek bulunmamıştır.

Radyoiyot tedavisi sonrası hamilelik planlanabilir mi?

Radyasyon hamileliği çok olumsuz etkileyebilir. Yapılan araştırmalar radyoiyot tedavisi ile alınan radyasyonun çok büyük kısmının ilk günler içerisinde vücuttan tamamen atıldığını göstermiştir. Ancak hamilelik açısından hiç risk oluşturmaması açısında 6 ay süre ile beklemek gerekir. Radyoiyot tedavisi sonrası 6. Aydan sonra hamilelik güvenlidir.

 

Gebelikte Tiroid Bezi

 

 

Gebelikte tiroid bezi fonksiyonlarında nasıl değişiklikler olur?

Gebeliğin ilk haftalarından başlayarak tiroid hormonlarında hafif bir yükselme olur. Nadiren bu yükselme gebeyi rahatsız edecek düzeye ulaşabilir. Gebede çarpıntı, aşırı terleme gibi yakınmalar olur. Bu yakınmalar özellikle ilk aylarda bulantı kusma gibi yakınmaları fazla olan gebelerde rastlanır. Genellikle ilaç tedavisi gerekmez. Bu yakınmalar ilk 3 ayda görülür ve daha sonraki dönemlerde tiroid hormonu sıklıkla normal seviyelere iner.

Herhangi bir tiroid hastalığı olmayan gebelere tiroid bezi fonksiyonu için neler önerilir?

Gebelikte iyot gereksinimi artar. İyot tüketimi yeterli olmalıdır. Deniz ürünleri kullanımının artırılması tavsiye edilir. İyot ile zenginleştirilmiş tuz kullanılması artan iyot gereksinimi genellikle karşılayabilmekle birlikte iyot içeren ilaç tüketimi önerilebilir. Gebelikte tiroid hormonu yapımı da artar sınırda eksikliği olan kişiler gebe kaldıklarında tiroid hormonu eksikliği aşikar hale gelebilir. Bu durumu saptayabilmek için daha önce herhangi bir tiroid hormon dengesizliği olmayan gebelerin ilk aylarında TSH ölçümü yapılması hamilelikteki olası riskleri en aza indirir.

Annedeki tiroid hormon dengesizliği fetüsü (cenin) etkiler mi?

Gebeliğin devamı ve gebelikle ilgili olumsuzlukların gelişmemesi için annenin tiroid fonksiyonları normal olmalıdır. Bebeğin bedensel ve zihinsel gelişiminde de tiroid fonksiyonları önemlidir. Gebeliğin ilk aylarında fetüs anneden gelen tiroid hormonunu kullanır. Üçüncü aydan sonra kendi hormonunu üretmeye başlar. Bu gelişim sırasında da annenin tiroid hormonu seviyeleri normal olmalıdır. Tiroid hormonunun normal sentezlenebilmesi için gebenin yeterli iyot alıyor olması ve tiroid bezi hücrelerinin yeterli işlev görebiliyor olması gerekir.

Gebelik öncesi dönemde tiroid hormon kontrolü yapılmalı mıdır?

Tiroid bezi hastalığı öyküsü olan her kadın gebelik planı olduğu dönemde tiroid hormon seviyelerini kontrol ettirmesi gerekir. Tiroid hormon seviyeleri istenilen düzeyde olmayan gebelerde erken düşük olasılığı daha yüksektir. Daha önce tiroid bezi hastalığı öyküsü olmayan gebelerin de gebe kaldıklarında tiroid hormon testi yaptırmaları önerilir.

Gebelik sırasında kan TSH seviyesinin düşük veya yüksek olması anlama gelir?

TSH beyinden salgılanan ve tiroid bezinin hormon sentezlemesini sağlayan hormondur. Bu uyarı olmadan tiroid bezi hormon sentez edemez. Tiroid hormonu gereksinimi arttığında kandaki seviyesi artar, azaldığında ise tersine azalır. Serum TSH seviyesinin düşük bulunması tiroid hormonlarının fazlalığının ilk bulgusudur. Zehirli guatr hastalığının (Bkz. Hipertiroidi) tanısında en erken saptanan laboratuar bulgusudur. Ancak gebelikte özellikle ilk aylarda artan bazı hormonlar nedeni ile normal gebelerde de TSH seviyesinde azalma görülebilir. Zehirli guatr ile fizyolojik değişikliği ayırt edilerek gebeliğin tedavi ve takibine karar vermelidir. Aşırı düşüklüğün tersi olarak TSH seviyesinin normal seviyelerinden daha yüksek bulunması tiroid bezinin çalışmasında yavaşlama olduğunu ve beyinden daha fazla çalışması konusunda uyarı geldiği anlamına gelir. Tiroid tembelliğinini ilk laboratuar bulgusudur (Bkz. Hipotiroidi). Ancak bazı ilaçlara, hastalıklara bağlı geçici yükseklikler olabilir. Gebelikte serum TSH seviyesi yüksek bulunduğunda tiroid bezi tembelliği olasılığı diğer durumlardan ayırt edilmelidir. Serum TSH seviyesinin düşük veya yüksek olduğu her iki durum hekimler tarafından değerlendirilip tedavi gerekip gerekmediğine karar verilmelidir.

Gebelik sırasında saptanan tiroid antikorları ne anlama gelmektedir?

Antikorlar savunma sistemine ait moleküllerdir. Yabancı cisimlere karşı vücudu korumak üzere kan hücrelerinde sentezlenirler. Bazı kişilerde ise neden olduğu saptanamamış olmakla birlikte tiroid bezi hücrelerine karşı antikor yapıldığı görülür. Tiroid antikorların kişide belirti bulgu oluşturmaz ancak uzun vadede tiroid bezinin yeterli miktarda hormon üretememesine sebep olabilir. Antikor üretimini durduracak bir tedavi şekli günümüzde yoktur. Tiroid kişi için yeterli hormon üretemez hale gelirse tiroid tembelliği denen durum gözlenir (Bkz. Hipotiroidi / Hashimoto). Sadece tiroide karşı otoantikor varlığı tedavi gerektiren bir durum değildir. Ancak antikorların tiroid tembelliği denen duruma yol açıp açmadığı önemlidir. Tiroid tembelliği denilen durum varsa, çok hafif seviyede olsa bile gebelik döneminde tedavi edilmesi gerekir.

Hamilelik sırasında tiroid hormonu ilaçları kullanılabilir mi?

Hipotiroidi tanısı ile tedavi altında olup tiroid hormonu ilacı kullanan hastalar gebe kaldıklarında da mutlaka bu ilaçlarını kullanmaya devam etmelidirler. Hatta gebelik döneminde tiroid hormonu gereksinimi genellikle arttığı için hekim önerisine göre uygun doz artışı yapılmalıdır. Tiroid hormonu eksikliği sınırda olan ve gebelik öncesinde tedavi gerekmeyen gebeler de hamilelik sırasında düşük doz tiroid hormonu takviyesine gereksinim gösterirler. Tiroid hormonu ilaçları sentetik olmakla birlikte molekül yapısı olarak tiroid bezinin sentezlediği tiroid hormonu ile aynı yapıdadır. Bu nedenle yabancı madde sayılmaz ve fetüse hiçbir zararı yoktur. Gebenin gereksiniminden az veya fazla dozda verilmemesine dikkat edilmelidir.

Gebelik sırasında tiroid bezi çalışmasını engelleyen ilaçlar kullanılabilir mi?

Gebelik sırasında hipertiroidi saptanmışsa tiroid hormonu üretimini baskılayan ilaç kullanımı gerekli olabilir. Bu ilaçlar belli oranda anneden fetüse geçebilir. Bu geçiş sonrası fetüsün tiroid hormonu sentezi dolayısı ile gelişimi etkilenebilir. Bu nedenle gebelik sırasında hipertiroidi tedavisi özellik gösterir. Konusunda deneyimli hekimlerin çok yakın gözlemlerine göre ilaç tedavisi gerekip gerekmediğine karar verilmeli ve gerekli ise ilaç doz ayarları hassas bir şekilde yapılmalıdır.

Lohusalık döneminde sık karşılaşılan tiroid problemleri nelerdir?

Hipotiroidili gebelerde doğum sonrası tiroid hormonu gereksinimi azalacaktır. Hekim önerisine göre doz değişikliği yapılmalıdır. Zehirli guatr tanısı olan gebelerde ise doğum sonrası dönemde hastalığın şiddetlenebileceği akılda tutulmalıdır. Bu hastaların tiroid hormonu kan seviyeleri yakından kontrol edilmeli, gerekli ilaç tedavisi düzenlenmesi yapılmalıdır. Gebelik döneminde hastalık saptanmasa bile doğum sonrası lohusalıkta daha sık görülebilen bazı tiroid hastalıkları da vardır. Bunlarda birisi “sessiz tiroid iltihabı” adlı hastalıktır. Birkaç hafta süre ile tiroid hormonlarının geçici olarak yükselmesi ve daha sonraki dönemde normalin altına inecek şekilde düşmesi ile karakterize bir hastalıktır. Belirtiler sıklıkla çok şiddetli olmadığından lohusalık stresi ve yorgunluğu olarak değerlendirilebilir. Hamilelik sonrasında ilk yıl içinde görülür. Genellikle bu süreç 3-5 ay kadar sürer. Genellikle kendiliğinden düzelen bir durum olmakla birlikte bazı hamilelerde sıkıntılı bir süreç yaratabilir.

 

İçerik site ziyaretçilerini bilgilendirmeye yöneliktir. Sitede ki bilgiler tanı, tedavi amacı ile kullanılamaz. Sitedeki bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılması nedeniyle doğabilecek tıbbi veya yasal problemlerden dolayı site yapımcıları sorumlu tutulamaz.